23 Temmuz 2012 Pazartesi

Kaybedenlerin psikolojisi


Kaybedenlerin psikolojisi

On binlerce insan için stresli bekleyiş bitti ve milletvekili adaylar belirlerdi. Adayların çok, kazananların az olduğu bir yarışı yaşadık. Her parti 550 kişiyi ülkeyi yönetmeye aday gösterdi. Bu binlerce kişinin arasından seçilecek olan 550 kişi dört yıl daha ülkenin yönetiminde söz sahibi olacak.

Kazananlar şimdilik çok mutlu. Ya kaybedenler?

Kaybedenlerin birçoğunun psikolojinin bozulduğunu, kimyalarının değiştiğini gözlemliyoruz. Zira kendilerini kazanmaya, başarmaya endeksledikleri için kaybettiklerini öğrendiklerinde adeta bir travma yaşayabiliyorlar. Harcanan paralar, boşa giden emekler, aylardır konuşmalar, kulis yapmalar netice vermeyince böyle bir durum normaldir.

Çağımızın müfessirlerinde Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Niyet ve nazar eşyanın mahiyetini değiştirebilir.” diyerek olaylara bakış açısının çok önemli olduğunu söyler. Hayata Allah (cc) hesabına (Manay-ı harfi) bakmak gerektiğini, eşyaya kendi hesabına bakıldığında (Manay-ı ismi) insanda değişik problemler yaşanabileceğini de belirtir.

Kaybedenlerin yaşadıkları psikolojik problemlerin bakış açısından kaynaklandığı açıktır.

Aday seçimi sürecinde kaybeden adaylar uzun süredir çalışmalarda bulunduğu seçim döneminde çok yoruldular. Çıkan sonuca göre kaybetmiş olmak, bir anlamda verilen emeklerin bir ödülle son bulmaması kişideki bu duygusal yorgunluğu bir kat daha arttırdı.

Psikiyatrisler de, kaybetmiş olmanın adaylarda hayal kırıklığı, başarısızlık, yenilmişlik, engellenmişlik ve yalnızlık gibi depresif temalı duyguları tetikleyebileceğini söylemektedirler.

Güçlü, ruhi dayanıklığı olan adaylar 'Demokratik' bir mücadele ve bazen her anlamı ile hak edilse bile seçimi kaybedilebilecek bir yarış gibi düşünür ve olayı sağlıklı biçimde içselleştirerek sonuçları içine sindirebilir. Ancak her şeyini kazanmaya bağlayan fakat sonuçta kaybeden adayın ruhi derinliği ve tevekkülü yoksa önemli psikolojik rahatsızlıklar yaşayabilir. Hatta bu travmaya bile dönüşebilir. (Aday seçimi sonrası partisine kızarak hemen istifa eden adaylar gibi)

Yaptığı her faaliyette her şeyin hayırlısını dilemeyen, kaybedince bile şükredebilecek bir inanca sahip olmayanlardan travma yaşamaktan başka bir şey beklemek de hayaldir.

Kalbini, fikrini, zikrini Seküler ve batıcı zihniyetle besleyen ve hayatını ona göre ayarlayan kişilerin kaybetmeye tahammülleri yoktur. Hep bu dünyada kazanmaya endeksli oldukları için başkalarının kaybetmesini isterler. Zira kendisinin kazanması başkasının (bu kim olursa olsun fark etmez. Dava arkadaşı da, parti yoldaşı da, akrabası da olabilir)  kaybetmesi gerekir ki, bu da onun için hiç ehemmiyet arz etmez.

Paranın, makamın, güç ve iktidarın hâkim olduğu böyle zeminlerde kazandığın veya başarılı olduğun zaman herkes yanındadır. Hele de kazanan/başaran kişi biraz makam ve mevki sahibi ise artık etrafı dalkavuktan geçilmez.

Aristo, İnsandaki bu sefil hali yüzyıllar öncesinden keşfettiği için “Kullanacak kuvvetin, dağıtacak himmetin yoksa kıymetin de yoktur.” demiş. Her ne kadar benim inancıma, fikrime, ahlakıma uygun değilse de günümüz politik arenada yaşananlar için çok orijinal bir tespit gibi duruyor.

 Benim inancıma ve ahlakıma niçin uymaz dedim? Çünkü benim inancım insanlar arasında ve özellikle de Müslümanlar arasında hayırda yarışmayı esas aldığı için ölçü olarak da yardımlaşmayı, cevaplaşmayı ve fedakârlığı getirmiştir. İnanan insan iki dünyalı (Dünya ve ahiret) bir hayat nizamına inandığı için bu dünyada kaybediyor olmanın endişesini taşımaz. Bu dünyanın öbür âlemin bir tarlası olduğuna inanır. Burada ne ekerse orada onu biçeceğini bilir. Bu dünyaya geliş maksadının sadece burada bazı faaliyetlerde bulunmak olmadığının şuurdadır. Hayatının merkezine sadece kul olmaya götürecek vasıtaları yerleştirir. 

Her şeyini milletvekili adaylığını kazanmaya endekslemiş kaybeden adaylara tavsiyem, hizmetlerine talip oldukları partilerine küsmemeleri ve gelecek seçime kadar canla başla çalışmalarıdır. Kim bilir belki de liderleri gelecek seçimde onlara himmet dağıtır!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder