23 Temmuz 2012 Pazartesi

içinde şüphe olmayan Kur'an


İçinde Şüphe Olmayan Kitap

Bir söz var, çok hoşuma gider: “Bütün kitaplar bir ‘Kitabı’ açıklamak içindir.”

Bu çerçevede bazen okuduğum kitapların ardından, “Acaba okuduğum bu kitap bana bir ‘Kitabı’ açıklamada ne kadar destek oldu, ne kadar yardımcı oldu?” diye sorarım.

Bu sorguda sonuç ağırlıklı olarak, “Evet, oldukça yardımcı oldu” çıkarsa memnun olur ve o kitabı daha müsait zamanda okumak için özenle bir kenara ayırırım.

Eğer sorgudaki sonuç ağırlıklı olarak, “bu kitabın bir ‘Kitabı’ açıklamada hiçbir faydası olmadı, aksine engelleyici, kafa karıştırıcı bilgileri kafama soktu” şeklinde çıkarsa o kitabı bir daha elime almamak üzere kaldırır hatta yok ederim.

Bütün kitapları etkileyen böyle önemli bir Kitap nedir? diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Şüphesiz o Kitap, Âlemlerin yaratıcısı, yoktan var edicisi Allah'ın (cc) insanlara kurtuluş rehberi olarak indirdiği son Mukaddes kitap olan Kur'an-ı Kerim’dir.

İnananların bu hususla alakalı asla bir şüpheleri de yoktur.

Olamaz da.. Çünkü ayet açık biçimde bunu bizlere ihsas ettirir:

“Kendisinde şüphe olmayan bu kitap, muttakiler (kötülükten korunanlar, Allah’ın emirlerine uyanlar) için hidayet rehberidir.” (Bakara, 2)

Peki, insanlara hidayet rehberi, kurtuluş reçetesi olarak sunulan bu Kitabı nasıl anlamalıyız? 600 sayfayı bulan bu kitapta bizi yoktan yaratan Rabbimiz, bizden ne istemektedir?

Bütün bunları öğrenmenin yolu elbette ki her şeyden önce elimizdeki Kur’an-ı Kerim’i okumak ve anlamaya cehdetmek gerekir. Bu yapılmadan Kur’an’ın anlaşılması elbette mümkün değildir.

Kur'an, Allah’ın (cc) kelamıdır ve Rab ile kul arasındaki en yüksek bağdır.

Kur’an vahyin de en yüksek şeklidir.

Kur'an şahıslara, sosyal hayata, bütün insan sınıflarına, cinlere, bütün memleketlerde ve bütün devirlerde insan hayatının bütününe, maddî - manevî bir hidayet rehberidir.

İlim ve fen ne kadar ilerlerse ilerlesin, Kur'an'a aykırı düşemez. Bilakis ilimlerin ilerlemesi Kur'an'ın tefsirini ve açıklanmasını kolaylaştırır. "Zaman ihtiyarladıkça Kur'an gençleşmekte; içinde taşıdığı hakikatler daha parlak şekilde ortaya çıkmaktadır."

Kur'an, insanlığın hakikî saadetini temin edecek her türlü itikat, amel ve ahlâk esaslarını ihtiva eder. Hem lâfzı, hem de manası itibarîyle, en büyük ve ebedi bir mucizedir.

Nitekim Kur'an'ın lâfzındaki üslûp ve belâgate, şimdiye kadar hiç kimse nazire getiremediği gibi, bundan sonra da getiremeyecektir. Kur'an, lâfzı gibi, manası bakımından da mucizedir. Peygamber Efendimiz okuma-yazma bilmezdi. Kimseden bir şey öğrenmemişti. Bu yüzden ümmî sayılıyordu. Böyle olduğu halde, onun ortaya koyduğu kitab, en yüksek hakikatleri ihtiva etmekte; ilmin ve tecrübenin yüzyıllarca uğraşarak ortaya koyduğu birçok ilmî gerçekleri asırlar öncesinden haber vermektedir. Bu da Kur'an'ın doğrudan doğruya Allah (cc) kelâmı olduğunu göstermektedir.

Kur'an'ın sahip olduğu meziyet ve özellikler, ayetlerde şu şekilde beyan buyrulmuştur:

  "İşte bu Kur'an muazzam bir kitaptır. Onu biz indirdik. Çok mübarektir. Fayda ve bereketi çoktur. Artık buna uyun, emirlerine bağlanın ve Allah'tan korkun. Tâ ki merhamet olunasınız" (En'âm, 155).

"O Kur'an, insanları Hakk'a ulaştırır; helâl ile haramda ve din hükümlerinde hakkı batıldan ayırır..." (Bakara, 185).

"Bu Kur'an, akıl sahiplerinin, ayetlerini iyice düşünüp anlamaları ve ders almaları için, sana indirdiğimiz saadet kaynağı bir kitaptır." (Sâd, 29)

"De ki: And olsun, eğer bu Kur’an’ın benzerini getirmek için insanlar ve cinler bir araya toplanıp da hepsi birbirine yardımcı olsalar, yine de onun benzerini getiremezler." (İsra 88)

Peygamberimizden Kur’an hakkında şöyle bir rivayet mevcuttur.

Bir gün Hz. Ali şöyle dedi: "Bakınız, ben Resulullah'dan (sav), "Yakında fitneler kopacaktır" buyurduğunu işittim. Bunun üzerine, "Ey Allah'ın elçisi, bu fitnelerden kurtuluşun çaresi nedir?" diye sordum. "Allah'ın kitabı, Kur'an'dır" buyurdular.

Daha sonra Hz. Peygamber, Kur'an'ın özelliklerini şöyle açıkladı:

“Onda, sizden öncekilerin tarihi, sonrakilerinin haberi ve aranızdaki meselelerin hükmü vardır.

O, Hak ile Batılı birbirinden ayıran kesin bir hükümdür.

Her kim hidayeti ondan başkasında ararsa, Allah(cc) onu şaşırtır.

O, Allah'ın(cc) kopmayan sağlam ipi, kuvvetli fikir kitabı ve doğru yoldur.

O, akılların sapıtıp şaşırmamasına ve dillerin karışmamasına yegâne sebeptir.”

Çağımız, hadiste belirtilen fitnelerin en üst düzeyde toplumumuzda cereyan ettiği bir zaman dilimi olarak hükmünü icra etmektedir. Öyle ki bir anlamda “Deccaliyet asrı” da diyebileceğimiz devrimizde, adeta hemen her şey insanı yaratılış maksadından uzaklaştırmak için var olduğu izlenimini vermektedir.

Hadiste de belirtildiği gibi bu fitnelerden ancak, Allah’ın (cc) kitabı Kur’an’a yapışanların, Kur’an’ın en büyük müfessiri olan Peygamber Efendimizin (sav) sünnetine uyanların kurtulabileceği açıktır.

"Kur'an nedir, tarifi nasıldır?" diye soranlara özet olarak 20. asrın sonlarında Kur’an mucizelerini geniş biçimde anlatan Bediüzzaman Hazretlerinin aşağıdaki ifadeleri ile cevap vermek isterim:

Kur'an, şu büyük kâinat kitabının ezeli bir tercümesi..

Yaratılışın ayetlerini okuyan çok çeşitli dillerinin ebedi tercümanı..

Gayb ve şahadet âlemleri kitaplarını müfessiri..

Zeminde ve gökte gizli ilahi isimlerin manevî hazinelerinin keşfedicisi..

Hadise satırları altında gizlenmiş hakikatlerin anahtarı..

Şahadet âleminde gayb âleminin lisanı..

Şehadet perdesi arkasında olan gayb âlemi yönünden gelen Rahmanın ebedi iltifatları ve Sübhan'ın ezeli hazinesi...

İslâmiyet manevî âleminin güneşi, temeli, hendesesi...

Uhrevi ilimlerin mukaddes haritası...

Zât ve sıfât, esma ve İlahi işlerin konuşan şahidi, açık tefsiri, kati delili ve açık tercümanı...

İnsanlık âleminin terbiye edicisi...

En büyük insanlık olan İslâmiyet'in su ve ışığı...

İnsanoğlunun hakiki ilmi...

İnsaniyeti saadete sevk eden hakikî mürşidi…

İnsan için şeriat, dua, hikmet, kulluk, emir, davet, zikir, fikir kitabıdır…

Bütün insanın bütün manevi ihtiyaçlarına merci' olacak çok kitapları içine alan tek, mükemmel bir mukaddes kitaptır. 

Bütün evliya, sıddıklar, arifler ve araştırmacı zatların muhtelif meşreplerine, ayrı ayrı mesleklerine, her birindeki meşrebin zevklerine lâyık ve o meşrebi nurlandıracak ve her bir mesleğin esaslarına uygun ve onu tasvir edecek birer risale beyan eden mukaddes bir kütüphane hükmünde bir Semavi kitaptır.   

Kur'an, arş-ı azamdan, ism-i azamdan, her ismin en büyük makamından geldiği için, Kur'an, bütün âlemlerin Rabbi itibariyle Allah'ın kelâmıdır. Hem bütün mevcudatın İlahı unvanıyla Allah'ın fermanıdır.

Hem bütün gökler ve yerlerin yaratıcısı adına bir hitaptır.

Hem mutlak Rububiyet yönünden bir konuşmadır. 

Hem Cenab-ı Hakkın umumi saltanatı hesabına bir ezeli hutbedir. 

Hem her şeyi kuşatan rahmet noktasından bakıldığında bir Rahmani iltifatın defteridir. 

Hem Ulûhiyet’in büyüklüğü ve azameti hususiyetiyle, başlarında bazen şifre bulunan bir haberleşme dergisidir. .

Hem en büyük isimlerin muhitinden inmesi ile arş-ı azamın bütün yönlerine bakan ve teftiş eden hikmet dolu bir mukaddes kitaptır. Şu sırdandır ki, "Allah'ın kelamı" unvanı liyakatle Kur'an’a verilmiş ve daima da veriliyor.

Kur’an’dan sonra diğer peygamberlerin kitapları ve sayfalarının dereceleri gelir.

Allah’ın (cc( sayısız diğer sözleri ise, bir kısmı dahi has bir itibarla, küçük bir unvan ile, hususi bir tecelli ile, cüzi bir isim ile, hususi bir rahmet ile ortaya çıkan ilhamlar şeklinde bir konuşmadır. Melek insan ve hayvanların ilhamları külliyet ve hususiyet itibariyle çok çeşitlidir.

Kur'an, asırları muhtelif bütün peygamberlerin kitaplarını ve meşreplerini, muhtelif bütün evliyanın risalelerini ve meslekleri muhtelif bütün safi ruhların eserlerini toplu olarak içinde taşıyan ve altı yönü parlak, bütün şüphelerden temiz, dayanak noktası, semavi vahiy olan ezeli bir kelamdır.

Hedefi ve gayesi, açık biçimde görüldüğü üzere ebedi saadettir.

İçi halis hidayet, üstü iman nurları, altı delil, sağı kalp teslimiyeti ve vicdan, solu akılları büyülemek, Meyvesi, Rahmanın rahmeti ve cennet diyarıdır.” 

Müslümanlar olarak Kur'an'a karşı ilk vazifemiz, onun ve ihtiva ettiği hakikatlerin hak olduğunu tasdik etmek, daha sonra, onu okumak, manasını anlamak ve emirlerini tatbik edip yaşamak, yüksek düsturlarını, fert ve cemiyet olarak hayatımıza hâkim kılmak gibi diğer vazifeler gelir.

O halde bütün inananlar olarak gelin hep birlikte Kur’an okyanusuna dalarak aklımızı, fikrimizi, kalbimizi, ruhumuzu hülasa bütün latifelerimizi doyuralım. Zira tek kurtuluşumuz budur.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder